| Şöyle keyfime göre tatil yapmayalı kaç yıl oldu bilmiyorum...
İzin başka bir şey, tatil başka bir şey karıştırmayın. Her tatil izindir ama her izin tatil değildir.
Görünürde iki haftalık izne çıkıyorum ama 3 günü geçmiyor “tatil” amaçlı bir yere gidişim.
Ne suyunda yüzebiliyorum adamakıllı, ne dağına çıkabiliyorum.
Ne toprağını gezebiliyorum dallarından tutarak, ne sahilinde yürüyebiliyorum.
Oysa, nasıl severim güneşten gölgeye kaçıp tatil için ayırdığım romanları okuyup, cırcır böcekleri ile herkesten uzak bir köşede akşamı beklemeyi.
Nasıl severim gece sahilde ateş yakıp arkadaşlarla gitar ve bağlama eşliğinde bir şeyler söylemeyi, o ateşte çay demleyip uzun uzadıya sohbetler etmeyi.
Normal hayatımın tersine biraz daha güne erken uyanıp ailece balkonda kahvaltı etmeyi, bir yere yetişme kaygısı olmadan günlük gazeteleri bulmacasına kadar çözmeyi…
Akşam yemeği sonrası çevreden gelen yoğun müzik karmaşasının içinde yazlık bahçelerinde oturan insanlarla sohbet edip en aylak yürüyüşle çekirdek çitlemeyi…
Ama olmuyor işte, sebebini de buldum hatta suçlusunu:
CEP TELEFONU
Bu cep telefonu çıktığından beri kendimden bile kaçamıyorum. Hane halkı “tatilde bari bırak şu telefonu” derken, “şu yemeğini ye de öyle bak bari” derken, toplu sohbetlerde gizlice sessize alırlarken, arayanda sağ olsun; “ya tatilde de rahatsız ediyoruz ama” diye başlayan cümlesini 15 dakikada toparlarken olmuyor işte…
Ee sen de kapat telefonunu ver menajerlerine baksın dediğinizi duyar gibiyim, emin olun ben de öyle yapıyorum.
Bu benim bahsettiğim tatile indirgenmiş en az, en önemli ve acil görüşmelerim…
Bazen geldiğiniz noktada bazılarının hakkı vardır, bulunduğunuz noktada olmasa bile sizin üzerinizde hakları vardır ve hiç hakkı olmasa da “tatil keyfinizden ödün vermediğiniz için telefonunu açmayarak” hakkı geçecek olanlar vardır…
İşte bu hak ya da haklar sizin yapacağınız tatilden çoğu zaman daha önemlidir veya bana daha önemli gelmektedir ama benimle tatil yapmak zorunda olan ve bir sene bunu bekleyen garip ev halkımın hakkı da her sene bu yüzden benim boynumu bükmektedir…
Anladım ki herkese yetişeyim dersen kimseye yetişemiyorsun.
Herkesi mutlu edeyim dersen, kimseyi mutlu edemiyorsun…
İşte bu yazıyı yazmamın sebebidir ki peşinen, rical-i devletten, ricali millete kadar herkesten 15-31 Temmuz arası yokum ve beni aramayın.
Peki sizinle bütün bunları niye paylaştım.
Eğer sizin de böyle bir derdiniz var da anlatamıyorsanız, bu yazıyı genelden özele yollayın.
Yok… benim zaten böyle bir problemim yok diyorsanız o zaman benim yerime sahilde dolaşın, geceleri kumsalda “Akdeniz akşamlarını” mırıldanın, çekirdek çitleyin yatın uzanın. 15 gün sonra dinlenmiş bir okur ve sağlam bir dinleyici olarak radyolarınızın başına geçin.
Ben sizleri çok seviyorum işte bu yüzden.
Beş günde olsa kendinize ayırın…
|