Tek kelime ile ŞEKER nedir?
(Cevap yazmak için tıklayınız)
 


 Niye mutlu olamıyoruz ? // 10 Mayıs 2010

Bundan on sene önce hayata dair neydi hayalleriniz?

Unutmuşsanız hadi beş sene önceyi hatırlayın.

Nasıldı hayalleriniz beş sene önce..?

Neler vardı o hayalinizin içinde ya da kimler?

Neler yapacak, nerelerde olacaktınız, kimlerle..?

Siz de mi hayallerinizi yıktıkları kanaatindesiniz; kendi sorumluluk ve bu duruma sebebiyet veren duruşunuzu hiçe sayarak..?

Hep kötülük elden, her iyilik ve lütuf senden miydi yani?

 

Peki nelerdi hayalleriniz;

Bir ömür sevdiğinizle beraber olmak…

Evlenmek yuva kurmak, okulu bitirmek, kiradan kurtulup ev sahibi olmak...

Sonra araba almak, çoluk çocuğa karışmak varsa evlendirmek…

Askere gidip gelip iş kurmak, işe girmek…

Belki de zayıflamak, yurt dışına çıkmak, terfi almak vs vs vs.

 

“Başımızı sokacak bir evimiz olsun da” diye başlıyor en masum isteklerimiz, sonra

“Ayaklarımızı yerden kesecek bir arabaya sahip olmak” diyerek devam ediyor…

Hatta çok idealist ve kendi hayatını kendi elinde zannedenler, beş yıllık kalkınma planı gibi beş yıllık kariyer planını çiziyor…

 

“Sonunu düşünen kahraman olamaz” sloganını cebimde tutarak yürüyorum şimdi…

 

Gecekondu ya da diğer adıyla müstakil evde oturanların çoğunun hayalidir bir apartman dairesine çıkmak…

Apartman dairesine çıktıktan bir müddet sonra da -belki de eskiye hasretten- biraz para bulup müstakil bahçeli bir eve çıkmak, kedi köpek beslemek daldan elma koparmak, domates yetiştirmek…

Müstakil ev ile villa arasındaki tek fark gösterişten ibaretken, hangisinde daha mutluyuz peki?

Hayal kurarken mi, hayalleri gerçekleştirirken mi?

Nişanlıyken mi daha mutluyuz üç beş senelik evliyken mi?

İşe girerken mi mutluyuz yoksa işin içindeyken mi?

 

Evet ‘ayağımızı yerden kesen bir araba olsun yeter’ deriz, ayağımız yerden kesildiği andan itibaren sıfır araba alma hayali, sonra da en büyüğünden bir tane…

Peki hangisinden daha haz aldık?

İlk arabadan mı sıfırından mı?

 

Aman “maaşlı sigortalı” bir iş olsun da ne olursa olsun diyerek çıktığımız hayat yolunda işi bulduğumuzun senesinde o maaşı biraz da küçümseyerek “karın tokluğuna yaşıyor hatta yaşamıyor sürünüyoruz” demedik mi?

 

Çiğ süt emmekle alakası var mı bilmem ama kanaatkâr olamamamızı ne ile ifade edebiliriz ki! Hep daha iyisini bulduğumuzda daha da iyisinin olacağı kaçınılmazken üstelik …

 

Kanaatkâr değiliz, çünkü insanız ve gözümüzü bir avuç toprak doyuruncaya kadar da açız maddi-manevi…

Hayallerimizin gerçekleşenini unuttuk bile;

Gerçekleştiremedikleriniz ise hep içimizde bir ukde…

Nasıl diyordu Behçet Necatigil;

Çölün ortasında
Birkaç damla suya
Hasret çekeriz…

Geminin bordasında
Gözlerimiz yatar pusuya
Sahil bekleriz…

Bulutsuz gök boşluğunda
Ellerimiz uzanır duaya
Yağmur isteriz…

Sudan uzakta susuz
Suyun içerisinde huzursuzuz,
Bütün bir ömür boyu
Gözyaşıyla doluyuz.

 



  • Kararını ver... | 06 Eylül 2010
    Türkiye hayati bir kararın verileceği haftaya giriyor.
  • Bir lokma bir hırka mı, Ferrari mi? | 30 Ağustos 2010
    Meydanlar, sokaklar sadece iftar sofralarıyla değil ilahi bir ŞÜKÜR hazzıyla dolup taşarken, o iftar anına kadar bizi en çalkantılı denizlerden çıkarıp huzura getiren SABIR ile taçlanıyor.
  • Sesimi Duyan Var mı? | 16 Ağustos 2010
    11 sene önce bugün... Saatler 03:02\'yi gösterirken gidenler böyle gideceğini hiç düşünmedi ...
  • Oruç Tutma, Parasını Ver! | 09 Ağustos 2010
    Şimdi Ramazan, Ağustos ayına gelince, bizim çocuklardan kulağıma en çok çarpan söz bu;
  • Hep aşktan sorarlar... | 26 Temmuz 2010
    Zaman, mekân, yaş ve konum değişse de Aşk değişmiyor çünkü… Değişen sadece âşıklar ve maşuklar ...
  • Talihsiz Yalçın ile Bahtsız Ece | 19 Temmuz 2010
    Asıl olan hayat sınavıdır, O da tam orda başlıyor işte… Her şey bitti dediğin yerde…
  • Beş gün olsun, benim olsun | 05 Temmuz 2010
    İşte bu yazıyı yazmamın sebebidir ki peşinen, rical-i devletten, ricali millete kadar herkesten 15-31 Temmuz arası yokum ve beni aramayın.
  • Dayanamıyorum Uley! | 28 Haziran 2010
    Yaz geldi... “Halkının” sanatçısı, “halkının” topçusu, “halkının” gazetecisi; “halkının” yerine sahillerde…
  • Al sana karne | 21 Haziran 2010
    Yarının gündemini değil, yarınların gündemini konuşmak isterdim sizinle… Oğlan dedesine, kız ninesine niye hiç benzemiyor sizce?
  • Edep edepsizlerden öğrenilir | 14 Haziran 2010
    Edep duygusu; içinde kişisel ahlaktan toplum ahlakına kadar “ar duygusu” olan her şeyi kapsar. Bir kötüyü yok etmek kolay, mesele bir kötülüğü yok etmek…
  • Biz olamayız, tüm dünya olsa bile... | 07 Haziran 2010
    Biz insanız; ‘Eşref-i Mahlukat’ız yani, yaratılmışların en şereflisi…
  • Hıyar Hıyardır, Adam da Adam | 31 Mayıs 2010
    Ne kadar ölçülü ve orantılı bir ülkedir Türkiye. Yaz yaza benziyor, bahar bahara, sabahı sabaha benziyor akşamı akşama...
  • Paran kadar konuş(ma) | 24 Mayıs 2010
    İnsanın kalbine, kalıbına göre değil parasına göre değer veriyoruz. Giderken terk edeceğin şeylere fazla meyil verme…
  • Niye mutlu olamıyoruz ? | 10 Mayıs 2010
    Kanaatkâr değiliz, çünkü insanız ve gözümüzü bir avuç toprak doyuruncaya kadar da açız maddi-manevi…
  • Yüreğimin gittiği yere | 03 Mayıs 2010
    Nasıl bekliyorum bir bilseniz yakında ortalığa yayılacak iğde dallarından süzülen kokuyu…
  • Sahi siz sevdiğinize nasıl seslenirdiniz? | 26 Nisan 2010
    Bu sözümü onaylıyor musunuz yoksa okeyliyor musunuz!!! Bilmem... Dikkat edin;
  • Sen ne kadar samimisin? | 19 Nisan 2010
    Tv kumandasını elinizden düşürmüyor/düşüremiyorsanız…
  • Turn off TV - Turn on life | 12 Nisan 2010
    Nedir peki bizi bu kadar “gönüllü tutsak eden tv gerçeği?”
  • Dramlı Annenin İbretlik Öğütleri | 05 Nisan 2010
    Yaşanmış hikayelerden kendimize pay çıkarmamız her zaman mümkün…
  • Bir Genç Kız Hikayesi -2 | 01 Nisan 2010
    Eroin satın alabilmek için önce ailemden çalmaya başladım. Sonra evimdeki eşyaları sattım, daha sonra en yakınımdakilere zarar verdim maddi anlamda.
  • Bir Genç Kız Hikayesi | 29 Mart 2010
    Eroin satın alabilmek için önce ailemden çalmaya başladım. Sonra evimdeki eşyaları sattım, daha sonra en yakınımdakilere zarar verdim maddi anlamda.
  • Bugün Benim Doğum Günüm | 21 Mart 2010
    Evet; Bugün, bu yaşta bana ne kadar yakışırsa ölüm, işte enişteme de o kadar yakışmıştı. Eniştem, devrin en dürüst, en yiğit bürokratı…
  • Açılımın Kralıdır Çanakkale | 15 Mart 2010
    Kim kimden üstün, neyi ile? Ya da hangi ölümlü ölümsüz… Mevcut durumu itibariyle…
  • Haddini Bil | 07 Mart 2010
    Sen ağrıyan dişine, terk eden sevgiline, yataklara düşüren bir grip mikrobuna bile karşı Koyamayacak kadar zayıfsın haddini bil�
  • Sen Dürüst müsün? | 01 Mart 2010
    - Doğru insan, söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmamasından utanç duyar. (Konfüçyus)
  • Nasıl Bilirler Sizi? | 22 Şubat 2010
    Hiç düşündünüz mü sizi nasıl anıyor çevreniz…? Hangi özelliğiniz sizi öne çıkaran “onların” gözünde?
  • Seviyorum ama kimi? | 15 Şubat 2010
    Ne temiz çocuklardık; hiç kirlenmemiş, masumiyeti yüreğinde, mahremiyeti yüzünde. İncitmekten ÇEKİNEN, edebinden UTANAN öyle saf, öyle temiz
  • Beni Sev(m)iyor musun? | 08 Şubat 2010
    Sanırım en çok bu soruyu soruyor ‘daha çok seven’ sevdiğine? Biz sevmiyor sanki zulmediyoruz sevdiklerimize…
  • Nerde Olmak İsterdin? | 01 Şubat 2010
    Küçükken “Zaman Tüneli” diye bir film vardı ve tüm çocukların hayal dünyalarında ciddi yolculuklar bırakmıştı…
  • Kim Oynadı Bu Oyunu -3- | 25 Ocak 2010
    Ey dışarıdaki sen! Oturduğun şu bilgisayarın başında, iyice düşün;
  • Kim Oynadı Bu Oyunu? -2- | 18 Ocak 2010
    Her ziyaret gününde onu soracaksın annene, “ne yapıyor nasıl?” diye, hep ondan da bir şeyler gelsin diye bekleyeceksin.
  • Kim Oynadı Bu Oyunu? | 11 Ocak 2010
    Şimdi bir oyun oynayalım sizinle… Oyunun adı: “Şeytanın sözü, keşke”
  • Kırık Kalplerin Ahı | 04 Ocak 2010
    Radyoda Sezen Aksu söylüyor, dışarıda kar yağıyor… Bardağımda sıcaklığı ıhlamurun...
  • İki bin on | 28 Aralık 2009
    “Çekelim turnam sineye derdi sineye, Bu yıl bize gülmek haram belki seneye”
  • 2009 Yaprak Dökümü | 21 Aralık 2009
    Şair, şarkı sözü yazarı İLKAN SAN, Şair, şarkı sözü yazarı YUSUF HAYALOĞLU...
  • Nerde, Nasıl, Kaç Yaşında? | 14 Aralık 2009
    Zincirlikuyu mezarlığına gittiğimde, tanınmışlar dünyasından birçok ünlüye...
  • Seni çalmasınlar da… | 07 Aralık 2009
    Ne kadar tanıyoruz birbirimizi? Ne kadar anlıyoruz? Ne kadar seviyoruz birbirimizi?
  • Hüzün Kokulu Afrika Geceleri | 01 Aralık 2009
    Bayramı gurbette yaşamak. Belki de bayramda gurbeti yaşamak. İş gereği, aş gereği...
  • Ataşlar içinde köze kavuştum | 23 Kasım 2009
    Herkes sevdiğine kavuştu gitti... Bir ben kaldım, bir sen son istasyonda...
  • Aşk bir yalan (mı?) | 16 Kasım 2009
    “…aşk ne hain insana bildiği bütün dilleri unutturuyor” AU
  • Tehlikenin Farkında mısın?.. | 09 Kasım 2009
    Komutan askere sormuş:Oğlum savaşdasın ve düşman karşıdan geliyor ne yaparsın?;
  • Hangi Toprak Büyütür Beni? | 02 Kasım 2009
    Ayrılık en çok ne zaman dokunur insana? O ilk günlerinde mi? Yoksa yokluğuna hasret bulaşan demlenen ÇOĞALAN günlerinde mi?
  • O Özür Dilesin! | 26 Ekim 2009
    Ne kadar benziyoruz birbirimize…Aynı sıcaktan bunalıp, aynı soğuktan üşüdüğümüz gibi;
  • O, Bana Yeter | 19 Ekim 2009
    Sessizliğin çıldırttığı anlar vardır,Gürültünün çıldırttığından daha beter...
  • Aşk-ı Rezalet | 12 Ekim 2009
    Amerikan filmlerini izlediğinizde mutlaka bir sabah kahvaltısı sahnesine şahit olursunuz...
  • Ben 80’de Çocukken | 05 Ekim 2009
    Ne çabuk geçiyor zaman…Suskun bir düş gibi eski yıllar…
  • Sen de Unutulursun | 28 Eylül 2009
    Neyi yazsam, neden bahsetsem acaba?
  • İftar Topu mu, Futbol Topu mu? | 14 Eylül 2009
    Ramazan ikliminin edebiyatımıza tesirlerini anlatmak başlı başına bir söyleşi konusudur.
  • Yaşamak güzel be! | 23 Eylül 2009
    Yaşamak güzel be, Yaşamak güzel; Ağlamak, gülmek...
  • Fakiri Zengine Yaz | 08 Eylül 2009
    Hüzünlüyüm... Çünkü yazın son demleri…


  • Bedirhan Gökçe © 2009 Tüm hakları saklıdır. Web Tasarım Parmillon