Tek kelime ile ŞEKER nedir?
(Cevap yazmak için tıklayınız)
 


 Bir Genç Kız Hikayesi -2 // 01 Nisan 2010

Soru: İlk kez eroin kullanmanı isteyen kişi şimdi nerede?

AE: Halamın kızı, benden bir yaş büyük. O hâlâ kullanıyor.

Soru: Nasıl tedavi gördün?

AE: Madde kullanmaya başladığımın birinci yılında ailemin haberi oldu.

Onlara sezdirmeden kendim iki kere bırakmaya çalıştım. Kendimi eve kapatmak ya da bilir bilmez ilaçlar alarak kendimi tedavi etmeye çalıştım. Başarılı olamadım.
Daha sonra annem beni 4-5 kere eve kapattı. İlk bulduğum fırsatta evden kaçtım.

Daha sonra Ankara’ya gittik, orada tedavi oldum. Tedaviyi kabul ediyordum, Antalya’ya geldiğimde tekrar ilk fırsatını bulduğum anda eroin kullanıyordum Çünkü hala kullanan arkadaşlarımla görüşüyordum. Hiçbir zaman ilişkimi kesmedim onlarla, o yüzden hep başa döndüm.

Soru: Arkadaş çevresini değiştirmek mi gerekiyor?

AE: Tabii ki... Bağımlılarla kesinlikle görüşülmemesi gerekiyor. Yanımda kullanan biri olursa benim temiz kalma şansım çok düşük. Temiz kalmaya çalışmak, bu alışkanlıktan vazgeçmek çok zor. Ortamı değiştirmek lazım. Gerekirse şehir değiştirmek gerekiyor.

Soru: Uyuşturucu kullanımı çok mu, en çok hangi kesimde yaygın?

AE: Evet çok yaygın. Yaş oranı çok düştü. Önceden ücra köşelerde uyuşturucu kullanılırdı. Her semtte, mahalle aralarında torbacılar (Eroin satıcıları) var. Maddeye ulaşmak çok kolay, fiyatları da çok düştü. İlk başta para yetiyor ama bağımlılık başlayınca günlük 100-200 TL yetmemeye başlıyor. İçip içip de sızmak yok. Bugün versinler beş gün içebilirsin. Dur-durak yok, fren yok.

Soru: Hırsızlığın ardından genç kızların son olarak bedenini satma aşamasından bahsettin. Genç kızlar neler yapıyorlar, çalma çırpma bitince...

AE: Şahit olduğum öyle olaylar var ki para değil, uyuşturucu karşılığında dahi o kişiyle beraber olan kişiler vardı. Uyuşturucu bulunabilecek yere bedava götürsün diye taksiciyle dahi beraber oluyordu kızlar. Genç kızlar daha çok kullanılıyorlar. Bağımlı olan her genç kız buna maruz kalıyor.

Soru: Uyuşturucu kullanım yaşı çok mu düştü?

AE: Gördüğüm, eroin kullanan bir çocuk abartısız 10 yaşındaydı. Okula gitmiyorlar, sadece uyuşturucu peşindeler. Bana birisi geldi, ’Abla krizdeyim’ deyince çok kötü oldum. Ağlamıştım. "Buraya nasıl düştü’ diye o gün oturup ağlamıştım. Daha on yaşındaydı...

Soru: Bu çocuk uyuşturucuya nasıl başlamış olabilir?

AE: Ya aileleri, ya yan komşusu, ya da arkadaşları, akrabaları kullanıyor. Normal geliyor ona. Şehir içinde en kalabalık yerlerde uyuşturucu satılıyor, kullanılıyor.

Soru: Uyuşturucu bağımlısı arkadaşların ne halde şimdi?

AE: Arkadaşlarımın çoğu vefat etti. Arkadaş çevremde iyileşebilen bir-iki kişi daha var. Ölenlerin kurtulduğunu düşünüyorum ama diğerlerini görüyorum, hastane parklarında yatıyorlar, aileleri reddetmiş. Kullanmadan önceki hallerini de biliyordum o kişilerin. Böyle parlak, işlerinde güçlerinde çocuklardı.


Geçenlerde yolda bir arkadaşımı gördüm, kokusundan yanına yaklaşılmıyordu.
Sokaklarda yaşadığını söyledi, ailesi reddetmiş, aç-susuz... O çocuk diş teknisyeniydi, o halini görünce çok kötü oldum.

Bağımlılık, ırk, cins, yaş, kariyer hiçbir şey tanımıyor. Herkesin başına gelebilir. Benimle kullananlar arasında avukatın da, doktorun da işsiz güçsüz ailelerin çocukları da vardı, çok iyi işi olan kimseler de vardı. Bu herkesin başına gelebilir.

Soru: Eroin kullandığı dönemde başına gelen ilginç bir şey var mı?

AE: Her günümü hırsızlık yaparak geçiriyordum. Annemin ve kendi altınlarımı, evdeki eşyaları, tabağa varıncaya kadar sattım.
Bir gün annem ameliyat olmuştu. Ameliyat sırasında başında durmadım.

Kullanmam gerekiyordu, elim ayağım titriyordu. Gittim anneme, sözüm ona ’geçmiş olsun’ deyip öptüm. Annem, yeni ameliyattan çıkmış, yarı baygın yatıyordu.
Çantasından kredi kartlarını aldım, hepsini son limitine kadar harcadım.

Bunları hatırladıkça utanıyorum. Bunları ben yapmadım, bu başka bir kişilikti diyorum. Şimdi oturup düşündüğümde pişman oluyorum.

Ben şanslıyım kurtuldum, ya da şanslılarmış öldüler. Ama sürünen çok insan var. Bence hiç denememek gerekiyor. Bir kere alman, bağımlı olman için yeterli.

O yüzden o "ilk"ten uzak durmak gerekiyor. Merak edilecek bir şey yok, sonuçları ortada. Bunlar geçici zevkler... Sonuçlarına bakmak gerekiyor.

Kullananların kimi sokakta, kimi tuvalette ölü bulunuyor. Merak edilecek hiçbir şey yok. Kullananlardan uzak durulmalı. En samimi arkadaşınız kullanıyorsa, "O kullanıyor ama ben kullanmam" demeyin. En sevdiğiniz arkadaşınız bile olsa uzak durun.

***

Bu, Milliyet gazetesinde aylar önce yayınlanmış bir röportajdı, ülkemin gündemi o kadar dolu ki!!!  Bu yazıyı çoğunuzun göremediğine eminim.

O yüzden bu hafta köşemi ilk defa hafta içinde  ikiye böldüm…

Çünkü sizi önemsiyorum ve ülkemin çocuklarını çok seviyorum…

Şu yazı  bir gencimizi bile kurtarırsa bu benim için yeter de artar bile…



  • Kararını ver... | 06 Eylül 2010
    Türkiye hayati bir kararın verileceği haftaya giriyor.
  • Bir lokma bir hırka mı, Ferrari mi? | 30 Ağustos 2010
    Meydanlar, sokaklar sadece iftar sofralarıyla değil ilahi bir ŞÜKÜR hazzıyla dolup taşarken, o iftar anına kadar bizi en çalkantılı denizlerden çıkarıp huzura getiren SABIR ile taçlanıyor.
  • Sesimi Duyan Var mı? | 16 Ağustos 2010
    11 sene önce bugün... Saatler 03:02\'yi gösterirken gidenler böyle gideceğini hiç düşünmedi ...
  • Oruç Tutma, Parasını Ver! | 09 Ağustos 2010
    Şimdi Ramazan, Ağustos ayına gelince, bizim çocuklardan kulağıma en çok çarpan söz bu;
  • Hep aşktan sorarlar... | 26 Temmuz 2010
    Zaman, mekân, yaş ve konum değişse de Aşk değişmiyor çünkü… Değişen sadece âşıklar ve maşuklar ...
  • Talihsiz Yalçın ile Bahtsız Ece | 19 Temmuz 2010
    Asıl olan hayat sınavıdır, O da tam orda başlıyor işte… Her şey bitti dediğin yerde…
  • Beş gün olsun, benim olsun | 05 Temmuz 2010
    İşte bu yazıyı yazmamın sebebidir ki peşinen, rical-i devletten, ricali millete kadar herkesten 15-31 Temmuz arası yokum ve beni aramayın.
  • Dayanamıyorum Uley! | 28 Haziran 2010
    Yaz geldi... “Halkının” sanatçısı, “halkının” topçusu, “halkının” gazetecisi; “halkının” yerine sahillerde…
  • Al sana karne | 21 Haziran 2010
    Yarının gündemini değil, yarınların gündemini konuşmak isterdim sizinle… Oğlan dedesine, kız ninesine niye hiç benzemiyor sizce?
  • Edep edepsizlerden öğrenilir | 14 Haziran 2010
    Edep duygusu; içinde kişisel ahlaktan toplum ahlakına kadar “ar duygusu” olan her şeyi kapsar. Bir kötüyü yok etmek kolay, mesele bir kötülüğü yok etmek…
  • Biz olamayız, tüm dünya olsa bile... | 07 Haziran 2010
    Biz insanız; ‘Eşref-i Mahlukat’ız yani, yaratılmışların en şereflisi…
  • Hıyar Hıyardır, Adam da Adam | 31 Mayıs 2010
    Ne kadar ölçülü ve orantılı bir ülkedir Türkiye. Yaz yaza benziyor, bahar bahara, sabahı sabaha benziyor akşamı akşama...
  • Paran kadar konuş(ma) | 24 Mayıs 2010
    İnsanın kalbine, kalıbına göre değil parasına göre değer veriyoruz. Giderken terk edeceğin şeylere fazla meyil verme…
  • Niye mutlu olamıyoruz ? | 10 Mayıs 2010
    Kanaatkâr değiliz, çünkü insanız ve gözümüzü bir avuç toprak doyuruncaya kadar da açız maddi-manevi…
  • Yüreğimin gittiği yere | 03 Mayıs 2010
    Nasıl bekliyorum bir bilseniz yakında ortalığa yayılacak iğde dallarından süzülen kokuyu…
  • Sahi siz sevdiğinize nasıl seslenirdiniz? | 26 Nisan 2010
    Bu sözümü onaylıyor musunuz yoksa okeyliyor musunuz!!! Bilmem... Dikkat edin;
  • Sen ne kadar samimisin? | 19 Nisan 2010
    Tv kumandasını elinizden düşürmüyor/düşüremiyorsanız…
  • Turn off TV - Turn on life | 12 Nisan 2010
    Nedir peki bizi bu kadar “gönüllü tutsak eden tv gerçeği?”
  • Dramlı Annenin İbretlik Öğütleri | 05 Nisan 2010
    Yaşanmış hikayelerden kendimize pay çıkarmamız her zaman mümkün…
  • Bir Genç Kız Hikayesi -2 | 01 Nisan 2010
    Eroin satın alabilmek için önce ailemden çalmaya başladım. Sonra evimdeki eşyaları sattım, daha sonra en yakınımdakilere zarar verdim maddi anlamda.
  • Bir Genç Kız Hikayesi | 29 Mart 2010
    Eroin satın alabilmek için önce ailemden çalmaya başladım. Sonra evimdeki eşyaları sattım, daha sonra en yakınımdakilere zarar verdim maddi anlamda.
  • Bugün Benim Doğum Günüm | 21 Mart 2010
    Evet; Bugün, bu yaşta bana ne kadar yakışırsa ölüm, işte enişteme de o kadar yakışmıştı. Eniştem, devrin en dürüst, en yiğit bürokratı…
  • Açılımın Kralıdır Çanakkale | 15 Mart 2010
    Kim kimden üstün, neyi ile? Ya da hangi ölümlü ölümsüz… Mevcut durumu itibariyle…
  • Haddini Bil | 07 Mart 2010
    Sen ağrıyan dişine, terk eden sevgiline, yataklara düşüren bir grip mikrobuna bile karşı Koyamayacak kadar zayıfsın haddini bil�
  • Sen Dürüst müsün? | 01 Mart 2010
    - Doğru insan, söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmamasından utanç duyar. (Konfüçyus)
  • Nasıl Bilirler Sizi? | 22 Şubat 2010
    Hiç düşündünüz mü sizi nasıl anıyor çevreniz…? Hangi özelliğiniz sizi öne çıkaran “onların” gözünde?
  • Seviyorum ama kimi? | 15 Şubat 2010
    Ne temiz çocuklardık; hiç kirlenmemiş, masumiyeti yüreğinde, mahremiyeti yüzünde. İncitmekten ÇEKİNEN, edebinden UTANAN öyle saf, öyle temiz
  • Beni Sev(m)iyor musun? | 08 Şubat 2010
    Sanırım en çok bu soruyu soruyor ‘daha çok seven’ sevdiğine? Biz sevmiyor sanki zulmediyoruz sevdiklerimize…
  • Nerde Olmak İsterdin? | 01 Şubat 2010
    Küçükken “Zaman Tüneli” diye bir film vardı ve tüm çocukların hayal dünyalarında ciddi yolculuklar bırakmıştı…
  • Kim Oynadı Bu Oyunu -3- | 25 Ocak 2010
    Ey dışarıdaki sen! Oturduğun şu bilgisayarın başında, iyice düşün;
  • Kim Oynadı Bu Oyunu? -2- | 18 Ocak 2010
    Her ziyaret gününde onu soracaksın annene, “ne yapıyor nasıl?” diye, hep ondan da bir şeyler gelsin diye bekleyeceksin.
  • Kim Oynadı Bu Oyunu? | 11 Ocak 2010
    Şimdi bir oyun oynayalım sizinle… Oyunun adı: “Şeytanın sözü, keşke”
  • Kırık Kalplerin Ahı | 04 Ocak 2010
    Radyoda Sezen Aksu söylüyor, dışarıda kar yağıyor… Bardağımda sıcaklığı ıhlamurun...
  • İki bin on | 28 Aralık 2009
    “Çekelim turnam sineye derdi sineye, Bu yıl bize gülmek haram belki seneye”
  • 2009 Yaprak Dökümü | 21 Aralık 2009
    Şair, şarkı sözü yazarı İLKAN SAN, Şair, şarkı sözü yazarı YUSUF HAYALOĞLU...
  • Nerde, Nasıl, Kaç Yaşında? | 14 Aralık 2009
    Zincirlikuyu mezarlığına gittiğimde, tanınmışlar dünyasından birçok ünlüye...
  • Seni çalmasınlar da… | 07 Aralık 2009
    Ne kadar tanıyoruz birbirimizi? Ne kadar anlıyoruz? Ne kadar seviyoruz birbirimizi?
  • Hüzün Kokulu Afrika Geceleri | 01 Aralık 2009
    Bayramı gurbette yaşamak. Belki de bayramda gurbeti yaşamak. İş gereği, aş gereği...
  • Ataşlar içinde köze kavuştum | 23 Kasım 2009
    Herkes sevdiğine kavuştu gitti... Bir ben kaldım, bir sen son istasyonda...
  • Aşk bir yalan (mı?) | 16 Kasım 2009
    “…aşk ne hain insana bildiği bütün dilleri unutturuyor” AU
  • Tehlikenin Farkında mısın?.. | 09 Kasım 2009
    Komutan askere sormuş:Oğlum savaşdasın ve düşman karşıdan geliyor ne yaparsın?;
  • Hangi Toprak Büyütür Beni? | 02 Kasım 2009
    Ayrılık en çok ne zaman dokunur insana? O ilk günlerinde mi? Yoksa yokluğuna hasret bulaşan demlenen ÇOĞALAN günlerinde mi?
  • O Özür Dilesin! | 26 Ekim 2009
    Ne kadar benziyoruz birbirimize…Aynı sıcaktan bunalıp, aynı soğuktan üşüdüğümüz gibi;
  • O, Bana Yeter | 19 Ekim 2009
    Sessizliğin çıldırttığı anlar vardır,Gürültünün çıldırttığından daha beter...
  • Aşk-ı Rezalet | 12 Ekim 2009
    Amerikan filmlerini izlediğinizde mutlaka bir sabah kahvaltısı sahnesine şahit olursunuz...
  • Ben 80’de Çocukken | 05 Ekim 2009
    Ne çabuk geçiyor zaman…Suskun bir düş gibi eski yıllar…
  • Sen de Unutulursun | 28 Eylül 2009
    Neyi yazsam, neden bahsetsem acaba?
  • İftar Topu mu, Futbol Topu mu? | 14 Eylül 2009
    Ramazan ikliminin edebiyatımıza tesirlerini anlatmak başlı başına bir söyleşi konusudur.
  • Yaşamak güzel be! | 23 Eylül 2009
    Yaşamak güzel be, Yaşamak güzel; Ağlamak, gülmek...
  • Fakiri Zengine Yaz | 08 Eylül 2009
    Hüzünlüyüm... Çünkü yazın son demleri…


  • Bedirhan Gökçe © 2009 Tüm hakları saklıdır. Web Tasarım Parmillon