| Küçükken “Zaman Tüneli” diye bir film vardı ve tüm çocukların hayal dünyalarında ciddi yolculuklar bırakmıştı… Saçı sakalı bembeyaz bir uçuk profesör ve yanında -ki herkesin yerinde olmak istediği- eli yüzü düzgün bir zehir çocuk… Film bittiğinde mahallede tüm çocukların muhabbeti aynı… - Zaman tüneli olsa sen nereye giderdin…? - Kimin çağında olmak isterdin…? - Hangi yüzyıl, hangi ülke, hangi dönem vs vs.? Ben de diyorum ki; şimdi bir zaman tüneli olsa MR cihazına girer gibi içine girsek, dev motorlar çalışsa garip sesler eşliğinde, her taraftan garip ışıklar çıksa, gözlerimizi kapatsak ve 45 saniye sonra gözlerimizi açtığımızda kendi belirlediğimiz bir başka zamanın içine düşsek... Ama bir şartla; bu tünel seni sadece senin zamanlarından birine götürecek; Çocukluğunun geçtiği ilk sokağına Okula yazıldığın ilk güne, sonra Ortaokula Liseli yıllarına İlk âşık olduğun zamana Üniversite sınavlarına girerken kaldığın kararsızlığına Askerliğine/ilk işine Gelinliğine/damatlığına Annenin ya da babanın yaşadığı bir zamana… İhtilal yıllarına Yanlış yatırımlarına Kırgın ayrıldıklarına Kırmayarak evlendiklerine Kırarak evlenmediklerine Küs olarak ölen bir sevdiğine… Korkarak karneyi eline tutuşturduğun babanın, elinden aldığı o son karne yazına… O hastaneye, o düğüne, o cenazeye, o Pazar yerine, o camiye, o meyhaneye… Yani doğumundan bu güne senin belirlediğin her hangi bir zaman dilimine… Hiç düşünmüş müydün bunu? - Seninle tanıştığım o güne lanet olsun. - Hay o sebep olana. - Ayaklarım kırılaydı da gitmeseydim oraya - Ellerim kırılaydı da almasaydım o parayı. - Parmaklarım kırılaydı da yazmasaydım o mektubu… - Öyle aylak aylak gezeceğime annemle biraz daha kalsaydım. - Kırmasaydım babamın kalbini de bu kadar gözyaşı dökmeseydim bugün mezarının üstüne. - Nerden bindim o otobüse? - Kim dost, kim düşmanmış şimdi anladım… - Ben nasıl böyle bir evlilik yaparım? vs vs vs. Hangi zamana dönerdin bir sor kendine, hemen düzeltip 45 saniyeye dönüyorum diye… Mesela bugün bu evde mi oturuyor olurdun yine…? Mesleğin yine aynı mı olurdu…? Eşin bu eş, çocukların bu çocuklar, sevdiğin insan bu mu olurdu yine? Sana “evlenme yavrum bundan sana eş olmaz” diyenlere acaba aynı tepkiyi mi verirdin? Girer miydin o ortak işe ya da bugün okuduğun bu fakülteye? Hiç mi sevmezdin onu, hiç mi geçmezdin kapısından, hiç mi üzmezdin babanı, Hiç mi sesini yükseltmezdin sevdiklerinin ardından….hiç mi ? hiç mi? EVET ŞİMDİ İN… Benim zaman tünelinde benzin bitti…. Zaten işe yarasa profesör gider kendini gençleştirirdi… E sen de biliyorsun ki; Zaman tüneli diye bir şey yok. (en azından bugün) Değil geri dönmenin, BEŞ SANİYENİN de tekrarı yok… Şimdi başını iki elinin arasına al ve sadece “Senin istemediğin her şeyin” hayatın sonu olmadığını anlamaya çalışarak başla, Büyükleri dinle, yaşanmışlıkları izle… Ve; Herkese bir ders olsun diye yaz kendi hikâyeni üç beş cümle, Sen nerde olmak isterdin kendi tünelinde?
|