| Şimdi bir oyun oynayalım sizinle… Oyunun adı: “Şeytanın sözü, keşke” Oyunun içeriği: Bir sürecin getirdikleri ve götürdükleri Oyunun süresi: Gerçekte beş dakika, zahirde beş yıl…
Şu an bu yazıyı nerde okuyorsunuz bilmem ama oyunun genel mekanı tam orası yani senin şu an bulunduğun oda… Odada biraz değişiklik yapacağız elbette mesela şu bilgisayarı alacağız bir müddet, haliyle cep telefonunu, varsa sabit telefonunu da. Kitapların ve yatağın kalsın elbet ama çok da yayılma. Çünkü artık bu odayı üç-beş arkadaşınla paylaşmak zorundasın, paylaşmayı öğren biraz, hemen surat asma… Ana karakter yani başrol oyuncusu sensin… Diğer karakterleri henüz tanımıyorsun ama hikayesi seninkine benziyor gibi gözükse de çok da benzediğini söyleyemem, benzeyen yönlerin ise sadece hepsi de senin hemcinslerin.
Bu andan itibaren birinci dereceden soyadı tutmayan akrabaların da dahil, sevgilin, arkadaşların, dostların, komşuların, köşedeki bakkal, yanındaki kasap, kırk yıllık manav hiç birini göremeyeceksin. FAZLA DEĞİL YAKLAŞIK 5 YIL, 5 yıl ne ki koca ömürde hemen mızıkcılık yapıp oynamıyorum deme, sonun da çok zengin olacaksın az sabır… ***
Şimdi düşün; bir cahillik ettin bir suç işledin, yakalandın ve iki yanında iki polisle karakola, oradan mahkemeye… Ayağa kalktın ve kararı da yüzüne okudular. O an ayaklarının zangırtıları seni ayakta tutamayacak kadar titrettiğinden ellerinle tutunacak bir yer aradın ama mahkemeye saygından/korkundan tutmadın; zor durdun ayakta, yüzün kızardı, vücudunu ateş bastı ellerin terledi ve nabzının boyun damarlarında attığını hissederken ağzında bu güne kadar bilmediğin bir tatla kala kaldın ayakta ve …
KARAR… SANIK S.M’nin TCK’nın şu maddesinin şu bendine göre şu kadar yıl tutukluluğuna…. sen yıkıldın…
Avukatın seni telkin edercesine “korkma” dedi “o aldığın cezayı sen indirimden dolayı sadece 5 sene FALAN ANCAK yatarsın, sadece 5 !!!” Ve bu sefer kollarında kelepçe, iki yanında iki jandarma getirdiler seni bu koğuşa ki, artık bu odaya ikinci bir emre kadar biz KOĞUŞ diyeceğiz.
Şimdi düşün beş senede neler olup biter dışarıda, sen koğuştayken …
Kaç yakının evlenir, düğününe gidemezsin? Kaç yakının ölür cenazesine gidemezsin? Kaç yakının hasta yatağının başucunda bulunamazsın? Kaç kış kartopu oynayamaz, kaç yağmurda ıslık çalarak yürüyemezsin? Kaç sene bekler ki bu asırda sevgili, ya giderse bir başkasına? Gitmese bile içeri düşmüş biriyle evlendirmek isterler mi acaba çocuklarını…? Kaç kere ölür insan içindekilerle 5 senede? Allah’ım nerden geldi bu iş başıma? Oysa ben sadece…
Devamı diğer yazıya…bu senin hayatın unutma…
|