| “…aşk ne hain insana bildiği bütün dilleri unutturuyor” AU
Bu söz! bakın nerden aldı nereye götürdü beni, bu aşk ne –menem- bir şey anlamadım ki…
Ademoğlu ya da insanoğlu…
Adem… çocukluğu olmayan ilk insan… Balçıktan ve nefesten “Hayy” Cennet… İlk Secde, ilk isyan Şeytan… “vay” Havva… çocukluğu olmayan ilk kadın Kaburgadan… Yasak meyve… İlk hata, ilk ceza Yeryüzü, toprak, güneş ve “ay”
Arafat ya da Arasat İlk çocuk, ilk kardeş, ilk kan Kabil… kanı döken ilk insan… Habil… mezarı olan ilk insan… “hay” Lebuda… ilk kız çocuğu… Uğruna cinayet, uğruna kurban. İklima… ilk beğenilmeyen kız çocuğu, İlk üzülen, ilk yanan, hüznüne canım kurban… "say"
Adem ve Havva Evlat acısını ilk yaşayan… İnsan… Korkunç kavram… “pay”
Adem… Hz Adem… İlk peygamber, ilk can… Babam… Havva… Hz. Havva… İlk aldanan, ilk pişman, anam…
Kabil, Habil, Lebuda ve İklima, Cennet görmüşlerin cennet görmemiş ilk çocukları; İkisi abim, ikisi ablam. Öldüren, ölen, istenen, istenmeyen… Yani o, bu, sen, ben… Hepimiz balçıktan ya da atık bir damla sudan, Peki, kimim ben şimdi? Bir aşkın seline kapılarak onun peşinde dağılan, dağıtan, kırılan, kıran, batık bir enkazdan arta kalan…
Evet “aşk böylesi akla ziyandı işte… Yürü sadakatin dikenli yolunda şimdi… Aşkını bulamazsan cennete çıkar yolun belki ! Ama sen illa aşkı arıyorsan ateşe de katlanmalısın ! AU
Ali Ulurasba’nın “SADAKAT MÜZESİ”ni oku mutlaka!!!
O zaman anlarsın;
Aşk gerçek; Sensin yalan olan…
|